Bir matematik bir karikatür bir camii ve iki balık

Bir rivayete göre, bundan çok uzun yıllar önce Doğu’nun ünlü sayı bilimcileri Olimpus Dağı’na Batı’nın bilginleri ile yarışmaya gitmişler. Yapılan bütün yarışmalar sonunda iki tarafta birbirlerine üstünlük sağlayamamış ve neticeyi belirlemek için satranç oynamaya karar vermişler. Satrançta kaybeden Doğu takımı üzgün bir hâlde dağdan aşağıya inerken, dağın eteğinde merakla bekleyen taraftarları:

- Ne yaptınız? diye bağırmışlar. Yenildik demeyi gururlarına yediremeyen bilginler bu soruya:

-” Mat edemedik! diye cevap vermişler.

Bunu ” ma-te-ma-tik” şeklinde duyan halk ise, o günden beridir, sayılarla uğraşan bilginlerin matematik yaptığına inanır olmuşlar.

.


Osmanlı padişahı ikinci Selim (1524-1574) adına Türk mimarisinin ölümsüz dehası Mimar Sinan tarafından altı yılda bitirilen ve kendisinin “ustalık eserim” diye iftihar ettiği Selimiye Camii bir çok manevi vasıfları sembolize etmektedir.

Camii’nin, tek bir büyük kubbesi (43.28 m. yüksekliğinde ve 31.28 m. çapında) oluşu Allah’ın birliğini…

Pencerelerinin beş kademeli oluşunun İslam’ın beş şartını…

Bütün pencerelerinin 99 tane oluşunun Cenab-ı Hakk’ın 99 ismini…

Vaaz kürsülerinin 4 tane olması 4 hak mezhebi…

Mabedin bütün külliyesinde 32 kapının oluşunun İslam’ın 32 farzını…

Arka minarelerinde 6 yolun olmasının imanın 6 şartını…

Camii’nin minarelerinde 12 şerefenin olmasının da yaptıran padişahın Osmanlı Devleti’nin 12. padişahı olduğunu göstermektedir

bir hikaye

Bir varmış, bir tane daha varmış

Bir Rus köyü’nde iki balık yaşarmış. Aşkları varmış. İri, Küba’ya kadar yüzelim demiş bir gün. Yeni sularla yıkansın aşkımız. İnsan, sevdiğiyle geçen zamana doyamadığı kadar aşıkmış. Balıklar içinde öyleymiş. İnce için fark etmezmiş. Bırakmışlar kendilerini akıntıya. Boğazları geçerken… Bizimkiler farkına varmadan bir balıkçının ağına takılmışlar. Daha doğrusu İri takılmış. İri ya. İnce de sıyrılıp çıkmış. İnce ya. Bırakıp gitmedi. Hem inceydi hem aşık. Kemirip ağları, kurtardı İri’yi. ‘E, tabi, ben bu ağlara takılacak kadar güçlü kuvvetli değilim, eriyip gidecek gibiyim’ diyerek, onun gururunu da okşadı. Aşkta, en yanlış şeyler bile mantıklı gelir insana. Tabi balıklara da. Çünkü aşk, suyun içinde de aşktır.

Derken, bizimkiler soğuk denizlere kavuştular. Soğuk sulardan hastalanmış ince. Ya geri döneceklermiş. Ya tek bedene düşeceklermiş. İri düşünmüş. Böyle anlarda düşünülmez. Ve Küba’ya gitmeyi seçmiş. İnce de bir balinanın midesini boylamış. Boyladığı iyi olmamış. İri’nin hafızası 5 saniyelikmiş. Nereye gittiğini ve adını unutmuş hemen. İnsan unutur, hatırlatılmazsa. Balıklar da. İriyi de yutmasın bir balina. Sonra bir mucize olmuş. Hep olur. İri’yle İnce’yi yutan… Meğer aynı balinaymış. İnce balinanın midesinde ölmemiş, midenin sıcaklığında dirilmiş. Kavuşmuşlar birbirlerine. “Cennet, sevdiğinin yanıdır”… Demişler birbirlerine.

Bu hikâyeyi balıklar, bir balinadan öğrenmiş. İnsanlar da bir şarkıdan…

Bu yazı toplamda 307, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Etiketler: , , , , ,

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)